Sizce bu bloga ödev bittikten sonra kaç kişi devam edebilir? =)

27 Mayıs 2010 Perşembe

Statement of Love.. (:

The Kiss

1.
Kiss on the hand
I adore you

2.
Kiss on the cheek
I just want to be friends

3.
Kiss on the neck
I want you

4.
Kiss on the lips
I love you

5.
Kiss on the ears
I am just playing

6.
Kiss anywhere else
lets not get carried away

7.
Look in your eyes
kiss me

8.
Playing with your hair
I can't live without you

9.
Hand on your waist
I love you to much to let you go





Article 2:
The Three Steps

1.
Girls:
If any guys gets fresh with you, slap him.

2.
Guys
If any girl slaps you, her intentions are still good.

3.
Guys & Girls
Close your eyes when kissing, it is rude to stare .



Article 3:
The Commandments

1.
Thou shall not squeeze
too hard.

2.
Thou shall not ask for a kiss,
but take one.

3.
Thou shall kiss
at every opportunity.


* Remember *
A peach is a peach
A plum is a plum,
A kiss isn't a kiss
Without some tongue.
So open up your mouth
close your eyes,
and give your tongue
some exercise!!!



Here are a few reasons
why guys like girls:

1.
They will always smell good
even if its just shampoo

2.
The way their heads always
find the right spot on our shoulder

3.
How cute they look when they sleep

4.
The ease in which they fit into our arms

5.
The way they kiss you and
all of a sudden everything
is right in the world

6.
How cute they are when they eat

7.
The way they take hours
to get dressed
but in the end
it makes it all worth while

8.
Because they are always
warm even when its minus 30 outside

9.
The way they look good
no matter what they wear

10.
The way they fish for compliments
even though you both know that you
think she's the most
beautiful thing on this earth

11.
How cute they are when they argue

12.
The way her hand always finds yours

13.
The way they smile

14.
The way you feel
when you see their name
on the call ID
after you just had a big fight

15.
The way she says
'lets not fight anymore'
even though you know that
an hour later....

16.
The way they kiss when
you do something nice for them

17.
The way they kiss you
when you say
'I love you'

18.
Actually ...
just the way they kiss you...

19.
The way they fall into your arms
when they cry

20.
Then the way they apologize


for crying over something that silly

21.
The way they hit you
and expect it to hurt

22.
Then the way they apologize
when it does hurt.
(even though we don't admit it)!

23.
The way they say
'I miss you'

24.
The way you miss them

25.
The way their tears
make you want to
change the world
so that it
doesn't hurt her anymore.....


Yet regardless
if you love them,
hate them,
wish they would die
or
know that you would die
without them ...
it matters not.
Because once in your life,
whatever they were to the world
they become everything to you.
When you look them in the eyes,
traveling to
the depths of their souls
and
you say a million things
without trace of a sound,
you know that your own life
is inevitable consumed
within the rhythmic beatings
of her very heart.
We love them for a million reasons,
No paper would do it justice.
It is a thing not of the mind
but of the heart.
A feeling.
Only felt.

*

26 Mayıs 2010 Çarşamba

FiNaL HafTaSı!

Finaller ve gerginlik!!! Bu sefer ayın 4'ünde her şeyi bitirip arkama dönüp bakmadan gitmek istiyorum.. O kadar sıkıldım ki bu şehrin canımı sıkan insanlarından anlatamam! Sanki bu şehirden uzaklaştığımda hayatıma yeni bir sayfa açabilirmişim gibi hissediyorum ama biliyorum ki yine stres yaparsam geçen dönem hayatımda ilk kez yaşadığım şeyi tekrar yaşayabilirim.. Bu kdr anlattım olayı da anlatıyorum.. Dinleme ve sesletim finalindeym ve napcağımı çok iyi biliyorum.. Son final artık bir heyecan var üzerimde.. Sınava girdim ve o an bildiğim her şeyi unuttum! İnanılmaz bir boşluk! Zaten gerginim , sınavın ortasında ağlamaya başladım.. Şükran Hoca ( en sevdiğim hocalardan biri) dinleme bölümünü bitirdi ve ben sınavdan koşa koşa çıktım , saatlerce ağladım.. Şimdi düşündüğümde bile tüylerim ürperiyor.. Böyle bir gerginlikti işte tabi büte kaldım! Sonuç BA! =)) Bu sefer böyle bir gerginlik yaşamadan gitmek istiyorum.. Ama son final Lexicology.. :S Hiç bilmiyorum.. Gitcem diye tutturdum işte! Zaman geçsin , bitsin şu finaller , yaz gelsin! Bu arada yarına iki finalim var o yüzden benden bu kadar..;)

25 Mayıs 2010 Salı

İz bırakan kitap sözlerinden biri..

Alıntı olsa da felsefesi hoş...

Düşünen bir adamı düşlüyorum. Düşündüğümü bildiğim için ben varım.
Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum.
Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. bundan sonrası çok daha hüzünlü
bir sonuca varıyor:düşündüğünü düşlediğim bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek;ben ise bir düş oluyorum.

(Puslu Kıtalar Atlası)

24 Mayıs 2010 Pazartesi

"THE END OF LOST!"

Günün konusu kesinlikle Lost dizisi! Madem artık bir blogum var yorumumu da burda yaparım :D
Bu sabah diğer günlerin aksine biraz daha erken kalktım , aklımda Lost vardı tabi .. Bir gece öncesinde son bölümünü izlemişim , sezon finalini bekliyoruz artık.. Bir baktım oda arkadaşım bilgisayarını açmış , sezon finalini izlemeye başlamış ve tabiki onun izledikten sonra bana hemen sonunu söyleyip bu heyecanımı yok etmesine engel olmak için ben de onun yanına gittim , uykumdan feda ettim .. gittim.. :D Gün geldi dünyayla bağlantıyı kesmiştim ve yine onu izlemiştim.. Böyle de duygusal bir bağ oluşmuştu bu diziyle.. Genellikle çoğu şeyin sonunu getirmekten kaçınırım ben.. Korkarım sonrasındaki boşluğun büyüklüğünden.. Tüm cesaretimle 2 saat boyunca her saniyenin tadını çıkararak izledim ve Lost bitti... Bu kdr saçma bir son olacağını tahmin ediyordum ama yine de hayal kırıklığı yaşadım.. LOST bitti! Hala inanmak istemiyorum ama bitti... Keşke hiç izlesemeseydim demiyorum ama sonları sevmiyorum işte napayım.. Ben böyleyim..

p.s. Bu kadar çok sevmeme rağmen bu diziye altı yılını adayanlardan değilim.. :)) Canım hiç bir şey yapmak istemediği zaman bütün gün oturup izlediğim bir diziydi..

23 Mayıs 2010 Pazar

İzmir'li Olmak Bir Ayrıcalıktır.. :)


Son günlerde gittikçe artan İzmir hasretim beni benden alırken Ece Temelkuran'ın İzmir'imle ilgili bir yazısını okudum ve bunu paylaşmak zorundaydım.. Bir de siz okuyun...


İzmirli Olmak

insan uzun
aralıklarla bile olsa çocukluk
şehirlerine gitmeli mutlaka. şehri görüp her şeyin
nasıl hunharca değiştirildiğine üzülmek için değil,
şehir ne kadar değişirse değişsin oralarda hala aynı
canlılıkta duran kendini, eski kendini görmek için.
orada duran kendinden ne kadar yol aldığını, ne kadar
uzaklaştığını görmek için. doğru yönde ilerleyip
ilerlemediğine bakmak için hatta. şehirler kaydederler
çünkü.

izmir kayıtları
ilk sigarayı alsancak - karşıyaka vapurunda
içmişsen artık ne zaman sigara içsen rüzgar esecek
sanırsın. izmir'de büyümüşsen yolların er ya da geç
denize çıkacağını... sanırsın. herkesin öyle ya da
böyle lafın bir yerinde şaka yapacağını,
gülüşeceğinizi, kızların hep şen şakrak olacağını...
sanırsın.
efelenen kadınları bildiğin için kadın olarak,
ondan sonra hep efelenebileceğini sanırsın. paçan ilk
kez aşağıya alındığında, omuz atacağım bu hayata
derken fena halde omuz yediğinde koşup alsancak -
karşıyaka vapuruna o ilk sigarayı yeniden içmek,
izmir'e "ama sen bana böyle dememiştin" demek ister
canın.
dolmuşlarda, otobüslerde yanında oturanla
konuşmaya başlayacağını, en mahrem dertlerini
anlatıvereceğini, onun da sana hakikaten dinleyip
işleri kolaylaştırıcı bir şeyler söylemeye gayret
edeceğini... sanırsın.


salataların hep ışıl ışıl zeytinyağlı olacağını,
çekirdeğe herkesin çiğdem diyeceğini, sinirlenenlerin
"asfalyalarının atacağını", balık yerken terenin
unutulmayacağını, her şehirde sabahları boyoz
bulabileceğini, gevrek deyince simit demek istediğini
herkesin anlayacağını, gevreğin yanında da mutlaka
tulum peyniri olacağını... sanırsın. kumru dediğinde
simit ekmeğine yapılmış domatesli - biberli - peynirli
küçük sandviçleri kastettiğinin anlaşılacağını
filan... sanırsın.
her şehirde çocukken gidilen ve çok hayret edilen
fuarların olduğunu, "pavyon" denince ülkelerin
standlarının bulunduğu neşeli hangarların
kastedildiğini, sosisli sandviçin ve şıranın fuarla
ilgili bir mesele olduğunu, lunapark denen şeyin
fuarın mütemmim cüzü olduğunu, fuar denen yerde
yürüyünce çocukların çok yorulduğunu ve yorulmuş
çocukların hep kucakta taşınacağını... sanırsın.
karın dağlarda olan bir şey olduğunu, herkesin
ahtapot yediğini, herkesin biraz rumca bildiğini,
dünyadaki bütün kadınların yaz olunca mini etek
giydiğini, rakı içilince oynandığını, rakı içilmese de
oynandığını, her fırsatta oynandığını.... sanırsın.
şöyle söyleyeyim:
hiçbiri olmaz halbuki...

Anathema - One Last Goodbye


Bir şarkıyı en fazla kaç kez dinleyebilirsiniz? Bence sonu yok.. ;)

Klasik Açılış Konuşmalarından Biri Sanmayın :)

Yaşasın artık benim de bir blogum var! İtiraf ediyorum bu blog olayı tamamen bir ödev olarak başladı ama hep aklımda vardı! :) Ödev bittikten ve ne kadar yaratıcı bir blog kullanıcısı olduğumu gösterdikten sonra bu dünyanın devamının geleceğine inanıyorum.. :) E yani facebook var , twitter var bir blogumuz neden olmasın ? O zmn "A Sweet Escape" adlı dünyama hoşgeldiniz diyorum ve gelecekteki paylaşımlarımı takip etmenizi diliyorum :)